...:: YABANCI RÜŞVET SUÇUNUN TÜRK HUKUKUNDA YER ALMA SÜRECİ ::...

Uluslararası ticari işlemlerde yabancı kamu görevlisine rüşvet verilmesi fiili ilk kez mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun (TCK) 211 inci maddesine 4782 sayılı Kanun ile eklenen üçüncü fıkra ile suç haline getirilmiştir.

 Söz konusu fıkrada, “yabancı bir ülkede seçilmiş veya atanmış olan, yasama veya idari veya adli bir görevi yürüten kamu kurum veya kuruluşlarının memur veya görevlilerine veya aynı ülkede uluslararası nitelikte görevleri yerine getirenlere, uluslararası ticari işlemler nedeniyle, bir işin yapılması veya yapılmaması veya haksız bir menfaatin elde edilmesi veya muhafazası amacıyla, doğrudan veya dolaylı olarak birinci fıkranın öngördüğü menfaatlerin teklif veya vaat edilmesi veya verilmesinin rüşvet sayılacağı” hüküm altına alınmıştır.

Maddenin birinci fıkrasında, para, hediye ve her ne nam altında olursa olsun sağlanan diğer menfaatler ile alıp satılan veya ihale edilen malların gerçek değeri ile fiili bedeli arasındaki yüksek fark “menfaat” kapsamında sayılmıştır.

Sözleşmeye uyum amacıyla yapılan bu düzenleme, Türkiye OECD Rüşvetle Mücadele I. Aşama incelemesi sonucunda hazırlanan raporda, yabancı kamu görevlisi tanımının OECD Rüşvetle Mücadele Sözleşmesinde yer alan tanımı tam olarak kapsamadığı gerekçesi ile eleştirilmiş ve tanımın yeniden gözden geçirilmesi gerektiği değerlendirmesine yer verilmiştir.

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı yeni TCK’nın 252 nci maddesinde rüşvet suçu uluslararası ticari işlemlerde yabancı kamu görevlilerine rüşvet suçunu da kapsayacak şekilde aşağıdaki şekilde hüküm altına alınmıştır:
Madde 252. – (1) Rüşvet alan kamu görevlisi, dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Rüşvet veren kişi de kamu görevlisi gibi cezalandırılır. Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması hâlinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.

(2) Rüşvet alan veya bu konuda anlaşmaya varan kişinin, yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması hâlinde, birinci fıkraya göre verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

(3) Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır.

(4) Birinci fıkra hükmü, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler, bunların bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler, kooperatifler ya da halka açık anonim şirketlerle hukukî ilişki tesisinde veya tesis edilmiş hukukî ilişkinin devamı sürecinde, bu tüzel kişiler adına hareket eden kişilere görevinin gereklerine aykırı olarak yarar sağlanması hâlinde de uygulanır.

(5) (8.7.2005 T. 5377 sk değ.) Yabancı bir ülkede seçilmiş veya atanmış olan, yasama veya idarî veya adlî bir görevi yürüten kamu kurum veya kuruluşlarının, yapılanma şekli ve görev alanı ne olursa olsun, devletler, hükümetler veya diğer uluslararası kamusal örgütler tarafından kurulan uluslararası örgütlerin görevlilerine veya aynı ülkede uluslararası nitelikte görevleri yerine getirenlere, uluslararası ticarî işlemler nedeniyle, bir işin yapılması veya yapılmaması veya haksız bir yararın elde edilmesi veya muhafazası amacıyla, doğrudan veya dolaylı olarak yarar teklif veya vaat edilmesi veya verilmesi de rüşvet sayılır.
 
UHDİGM Resmi Web Sitesi © 2014 Tüm Hakları Saklıdır.
Webmaster: Selin KILIÇ
Bu Sitede Yayınlanan Tüm İçerikler, İzinsiz Kaynak Gösterilemez ve Yayınlanamaz.