...:: SÖZLEŞMENİN AMACI::...

Dünya ticaretinde haksız rekabetin önlenmesi ve şeffaflık sağlanması amacıyla ülkeler uluslararası kuruluşlar nezdinde pek çok alanda anlaşmalar imzalamakta ve düzenlemeler getirmektedir. Son zamanlarda dünya gündeminde giderek önem kazanan bir konu da rüşvet suçuyla uluslararası platformda mücadele edilmesi çabalarıdır.   

Rüşvet ve yolsuzlukla mücadelede yeterince etkin yasal düzenleme ve uygulaması olmayan bir ülkede iş adamlarını nasıl bir “atmosferin” beklediğini  kestirmek oldukça zordur. Bu bağlamda, günümüzde uluslararası ticari işlemlerde rüşvet, firmaların olduğu kadar hükümetlerin de öncelikli sorunu haline gelmiştir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler ileri teknoloji gerektiren pek çok büyük yatırımda ülke dışında yerleşik yabancı şirketlerden hizmet veya mal satın almak durumundadır. Ayrıca askeri amaçlı araç ve mal alımları da içerdiği teknolojik unsurlar nedeniyle çoğunlukla ülke dışında yerleşik şirketlerden yapılmaktadır. Büyük kar marjı olan bu tür uluslar arası ticari işlemlerde firmalar önemli rakamlara ulaşan ihaleleri kazanmak amacıyla serbest rekabet piyasası dışındaki unsurlara başvurmaktadırlar. Bunun başında ihale komisyonlarına veya diğer karar vericilere rüşvet verilmesi gelmektedir. Bu durum bir taraftan gelişmekte olan ülkenin kıt kaynaklarının etkin bir şekilde kullanılmasını, başka bir deyişle eşit rekabet şartları altında en uygun fiyata en kaliteli hizmet veya malın alınmasını engellemekte; diğer taraftan uluslar arası ticari işlemlerde rekabet eşitsizliğine kaynaklık etmektedir. Rüşvet verilmek suretiyle ihalelerin kazanılması bulaşıcılık etkisi yaratmakta ve daha önce bu tür yasa dışı yöntemlere başvurmayan firmaları da rekabet edebilmek için aynı çizgiye getirmektedir. Bu ise kendi içinde bir fasit daire oluşturarak, uluslar arası ticari işlemlerde rüşvetin yaygın, sıradan bir hal almasına neden olmaktadır.

Ekonomik kalkınmayı zaafa uğratan ve uluslararası rekabet koşullarında sapmaya yol açan rüşvetin son yıllarda özellikle uluslararası ticari işlemlerde böylesine yaygın hale gelmesi bu konuda uluslararası alanda önlem alınmasının zorunlu hale getirmiştir. Bu kapsamda kabul edilen ilk uluslararası belge 27 Mayıs 1994 tarihli “Uluslararası Ticari İşlemlerde Rüşvetin Önlenmesi Konusundaki OECD Tavsiyeleri”dir. Söz konusu belge, 1997 yılında gözden geçirilerek genişletilmiş ve aynı yıl “Uluslararası Ticari İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Rüşvet Verilmesinin Önlenmesi Sözleşmesi” kabul edilmiştir. Şubat 1999’da yürürlüğe giren Sözleşmeye Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 30 OECD üyesi ülke ve yedi OECD üyesi olmayan ülke taraftır.

Sözleşme uluslararası ticari sözleşmeleri kazanmak amacıyla rüşvetin kullanılmasını durdurmayı ve sivil toplum katılımını arttırmayı ve yönetim standartlarını geliştirmeyi hedef alarak iç yolsuzlukla mücadeleyi güçlendirmeyi amaçlamaktadır.

Bu çerçevede, Sözleşmeyi imzalayan bütün ülkeler yabancı kamu görevlilerine verilen rüşvetin önlenmesi, tespit edilmesi, soruşturulması ve kovuşturulması ile ilgili olarak Sözleşme ile getirilen hükümleri uygulamayı taahhüt etmektedirler.
 
UHDİGM Resmi Web Sitesi © 2014 Tüm Hakları Saklıdır.
Webmaster: Selin KILIÇ
Bu Sitede Yayınlanan Tüm İçerikler, İzinsiz Kaynak Gösterilemez ve Yayınlanamaz.