...:: SÖZLEŞMENİN İÇERİĞİ ::...

Sözleşme esas itibarı ile aktif rüşvetle yani rüşvetin verilmesi ile ilgili olup, pasif rüşvetin cezalandırılması her ülkenin kendi mevzuatına bırakılmaktadır. Taraf devletler arasında yabancı kamu görevlilerine rüşvet verme suçunun yaptırıma bağlanmasında fonksiyonel eşitlik kurmayı amaçlamaktadır. Fonksiyonel eşitlikten kasıt  taraf devletin hukuk sisteminde yerleşik temel prensipler değiştirilmeksizin sözleşme düzenlemelerinin iç hukuka aktarılmasıdır.

1997 tarihinde Paris’ te imzalanan Sözleşme, Giriş ve 17 maddeden ibarettir.
Sözleşmenin girişinde de belirtildiği gibi Rüşvet; uluslararası ticarî işlemlerde ciddî ahlakî ve siyasî kaygılara sebep olan, kamu idaresini ve ekonomik gelişmeyi etkileyen ve uluslararası rekabet şartlarını bozan yaygın bir olgudur. Uluslararası ticarî işlemlerde yabancı kamu görevlilerine verilen rüşveti  caydırıcı, önleyici ve etkin önlemler alınmalı bu tür  rüşvet süratle cezalandırılmalıdır.
Hükümetler, birey ve kuruluşların uluslararası ticarî işlemlerdeki bahşiş talepleri ile mücadeleleri çok taraflı düzeyde bir işbirliği, denetim ve takibini de gerektirmektedir.

Sözleşmenin 1. maddesinde Yabancı kamu görevlilerine rüşvet verme suçu tanımlanmaktadır.
Buna göre; uluslararası ticaretin yürütülmesinde bir işin veya haksız bir yararın elde edilmesi ve muhafazası gayesiyle resmî görevlerin ifası zımnında hareket etmesi veya hareket etmekten kaçınması için, yabancı bir kamu görevlisine kasıtlı olarak doğrudan veya aracılar vasıtasıyla hak edilmemiş para veya diğer yararlar önermek, vaat etmek veya vermek suçtur. Taraf ülkeler iç hukuklarında böyle bir suçu ihdas etmek için gerekli tedbirleri alacaklardır.
Teşvik, yardım veya yetkilendirme sureti de dahil olmak üzere, yabancı bir kamu görevlisine rüşvet verilmesine ortak olma fiilide bu suç kapsamındadır. Yabancı bir kamu görevlisine rüşvet verme amaçlı teşebbüs veya suç ortaklığı, teşebbüs veya suç ortaklığının o Âkit Tarafın ulusal kamu görevlisine rüşvet verilmesinin de suç teşkil ettiği ölçüde, suç olarak addedilecektir.

 “Yabancı kamu görevlisi” yabancı bir ülkede, seçilmiş ya da atanmış olsun, yasama, idarî veya adlî bir görevi uhdesinde bulunduran, bir kamu kurum ya da kuruluşu da dahil olmak üzere, yabancı bir ülke için kamu görevi ifa eden her şahıs ve uluslararası bir kamu kuruluşunun memur veya görevlisini belirtir. Sözleşmenin açıklayıcı raporunda belli özel koşullarda, kamu yetkisinin, resmi olarak görevlendirilmemiş kamu görevlileri tarafından da ifa edilebileceği belirtilmekte ve buna tek parti ile yönetilen ülkelerde, fiili yetkili olmalarından dolayı o partinin yetkililerinin de kamu görevlisi olarak ele alınabileceği ifade edilmekte, bundan hareketle bazı devletlerde bu konumda olanların da yasal mevzuat uyarınca kamu görevlisi kapsamında değerlendirilebileceği belirtilmektedir.  Tanımda yer alan uluslar arası bir kamu kuruluşu ise, AB gibi bölgesel ekonomik entegrasyon örgütleri de dahil,  yetki kapsamı ve oluşturulma şekline bakılmaksızın  devletler, hükümetler ve diğer uluslar arası örgütlerce kurulan her türlü uluslar arası organizasyonu kapsamaktadır.

“Yabancı ülke” tabiri ulusal düzeyden mahallî düzeye kadar Hükümetin bütün seviyeleri ve alt bölümlerini kapsar. Sözleşmenin açıklayıcı raporunda, yabancı ülke tabirinin sadece devletlerle sınırlı olmadığı, bunun yanında otonom bölge ya da ayrı bir gümrük alanı gibi organize olmuş yabancı bölge ve birimleri de kapsadığı ifade edilmektedir. 

“Resmî görevlerinin ifası zımnında harekete geçmek veya görevini ihmal” tabiri, kamu görevlisinin resmî konumunun icap ettirdiği görevini, kendisine verilen yetkiler dahilinde olsun veya olmasın kullanışını belirtir. Bir diğer deyişle bu tabir resmi görevlerin  ifasına ilişkin bir işi yapması ya da yapmaktan kaçınması da dahil olmak üzere, kamu görevlisinin konumunu herhangi bir şekilde kullanmasıdır.

Sözleşmenin 2. maddesi “Tüzel kişilerin sorumluluğunu” düzenlemektedir. Buna göre taraf devletler  kendi hukuk ilkelerine uygun olarak, yabancı bir kamu görevlisine rüşvet verilmesi halinde tüzel kişilerin sorumluluğunu sağlamak için gereken önlemleri alacaklardır. Bu bağlamda, Sözleşme ile taraf ülkelerin yabancı kamu görevlisine rüşvet verme suçunda tüzel kişilerin sorumlu tutulabilmelerini sağlayacak tedbirleri almaları, ancak yasal sistemleri uyarınca cezai yaptırımların uygulanamadığı durumlarda tüzel kişilere etkili, orantılı ve caydırıcı cezai olmayan yaptırımlar uygulamaları hüküm altına alınmıştır. Buna göre suç konusu rüşvet ve rüşvet aracılığıyla sağlanan ticari işlemler sonucunda elde edilen kazançların tutarı dikkate alınarak, tüzel kişilere para ya da diğer idari yaptırımlar uygulanmalıdır.

Sözleşme ile ayrıca, yabancı kamu görevlisine rüşvet verme suçunda tüzel kişilere uygulanabilecek bütün bu yaptırımların yanı sıra ilave idari yaptırımların da uygulanabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu ilave idari yaptırımlar kapsamında yabancı kamu görevlisine rüşvet veren tüzel kişilere, devlet yardımlarından mahrum bırakılmaları, geçici ya da sürekli olarak kamu ihalelerine katılmalarının yasaklanması ya da diğer ticari faaliyetlerden men edilmeleri gibi yaptırımlar uygulanabilir.

“Yaptırımları” düzenleyen 3. maddede; bu suça etkili, orantılı ve caydırıcı cezaî yaptırımların uygulanması istenilmektedir.

Bu bağlamda; Sözleşmeye taraf olan devletler kendi kamu görevlisine rüşvet verilmesi halinde uygulanabilir yaptırımlara benzer ve gerçek kişilerle ilgili olarak, etkili karşılıklı adlî yardımı ve iadeyi mümkün kılacak yeterli hürriyeti kısıtlayıcı cezalar koyacaklardır.

Eğer, bir taraf devlet hukuk sisteminde cezaî sorumluluk tüzel kişilere uygulanabilir değilse, o devlet, yabancı kamu görevlilerine rüşvet verilmesi halinde, tüzel kişilerin para cezaları da dahil olmak üzere, etkili, orantılı ve caydırıcı diğer yaptırımlara maruz kalmalarını sağlayacaktır.

Ayrıca; yabancı kamu görevlisine verilen rüşvetin ve bundan kaynaklanan kazancın veya bu kazançla eş değerdeki mal varlığının, el koyma ve müsadereye tabi tutulmasını veya aynı etkileri parasal yaptırımların uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirler alınmalıdır.

Taraf devletler; yabancı bir kamu görevlisine rüşvet vermekten dolayı yaptırıma tabi her şahıs için ilave medenî ve idarî yaptırımların uygulanmasını gözönünde bulunduracaklardır. Örneğin yabancı kamu görevlilerine rüşvet verme suçundan şirket yöneticilerinin cezalandırılmasından başka, o şirketin kamu fonlarından yararlanmaktan alı konması, sürekli ya da geçici olarak kamu ihalelerine ya da özelleştirme ihalelerine girmekten yasaklanması, tasfiye hükümlerine tabi kılınma gibi yaptırımlar bu kapsamda değerlendirilmektedir

Sözleşmenin 4. maddesi “Yetki” yi düzenlemektedir. Yabancı bir kamu görevlisine rüşvet verilmesi suçunun tamamının ya da bir bölümü kendi ülkesinde işlenmesi halinde taraf devletler yargı yetkisine sahip olacakladır.

Taraf devletler, bu suçun kendi ülkesinde ya da yabancı bir ülkede işlenmesi durumunda yargı yetkisine sahip olacak şekilde düzenlemeler yapmakla yükümlü kılınmaktadır. Zira yabancı kamu görevlisine rüşvet verme suçu, yabancı kamu görevlisinin Türkiye’de geçici olarak bulunduğu sırada Türkiye’de gerçekleşebileceği gibi, ticari işlemin yapılacağı yabancı ülkede de işlenebilir. Hukukumuza göre her iki durumda yargı yetkisinin olacağı açıktır.  
Ayrıca; yurtdışında işledikleri suçlar nedeniyle vatandaşlarını kovuşturma yetkisine sahip bulunan taraf devletler, aynı ilkelere göre, yabancı bir kamu görevlisine rüşvet verilmesi ile ilgili aynı yetkiyi ihdas etmek için gereken tedbirleri alacaktır.
Birden fazla taraf devletin yargı yetkisinin mevcudiyeti halinde, ilgili devletler kovuşturma için en uygun yargı yetkisinin belirlenmesine yönelik istişarede bulunacaklardır.

Yine taraf devletler yabancı kamu görevlilerine rüşvet verilmesi ile mücadelede, yargı yetkisinin mevcut dayanaklarının etkili olup olmadığını gözden geçirerek, etkili değilse telafi edici girişimlerde bulunacaktır.

Sözleşmenin 5. maddesine göre yabancı bir kamu görevlisine rüşvet verilmesi durumunda, soruşturma ve kovuşturmalar uygulanabilen kural ve ilkelere göre yapılmalıdır. Ulusal ekonomik çıkar mülahazaları veya diğer bir Devletle  olan ilişkiler ya da suça konu gerçek ya da tüzel kişilerin kimliği kovuşturma ve soruşturmayı etkilememelidir. Sözleşmenin açıklayıcı raporunda, getirilen bu sınırlamanın yargının sadece hukuki gerekçelerle hareket etmesi, bunun dışında siyasi sebepler gibi başka sebeplerle kovuşturmanın etkilenmesinin önüne geçilmesi, dolayısıyla yargı bağımsızlığının garanti altına alınmasına yönelik bir düzenleme olduğu vurgulanmıştır

“Zamanaşımı” Sözleşmenin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Yabancı bir kamu görevlisine rüşvet verilmesi suçuna uygulanabilecek zamanaşımı, bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması için yeterli bir süreye cevaz verecektir.

Sözleşmenin 7. maddesinde; kendi kamu görevlisine rüşvet verilmesini, kara para aklama mevzuatının uygulanması amacıyla öncül suç haline getiren taraf devlet rüşvet vermenin gerçekleştiği yere bakmaksızın, bunu yabancı kamu görevlisine rüşvet verilmesi durumu için de aynı şartlarla uygulayacaktır.
Sözleşmenin 8. maddesinde; Yabancı kamu görevlilerine rüşvet verilmesi ile etkili mücadele için yabancı kamu görevlilerine rüşvet vermek veya bu rüşveti gizlemek amacıyla yapılacak sahtecilikleri ortaya çıkarabilmek için taraf devletler kanunları ve yönetmelikleri çerçevesinde gerekli tedbirleri alacak ve etkin muhasebe kuralları ihdas edeceklerdir. Ayrıca; bu şirketlerin defterlerinde, belgelerinde, hesaplarında ve malî bilançolarında bu tür eksiklik veya hilelerin bulunması halinde, etkili, orantılı ve caydırıcı medenî, idarî ve cezaî yaptırımlar öngörülmelidir.

“Adli yardımlaşma ve iade” hükümleri Sözleşmenin 9. ve 10. maddelerinde düzenlenmiştir.

Taraf devletler yürürlükteki yasalarının ve uluslararası belgelerin elverdiği ölçüde, diğer Tarafa, bu Tarafın tüzel kişilere karşı açtığı cezaî olmayan davalar da dahil olmak üzere, bu Sözleşmeye konu suçlara ilişkin soruşturma ve ceza davaları ile ilgili hızlı ve etkili bir adlî yardım sağlayacaktır.  Bu sözleşme çerçevesindeki adlî yardım talebi Taraflarca banka sırrı öne sürülerek reddedilemez.

Yabancı bir kamu görevlisine rüşvet verilmesi, tarafların hukuku ve aralarındaki iade sözleşmeleri gereğince iadeyi konu bir suç olarak addedilir. Bu sözleşme iade için hukukî temel olarak kabul edilebilecektir.

Taraf devletler, yabancı bir kamu görevlisine rüşvet verilmesi suçundan dolayı vatandaşları hakkında kovuşturma yapmak veya onları iade etmek için gerekli önlemleri alırlar. Yabancı bir kamu görevlisine rüşvet verilmesi suçundan ötürü, iade talebini, tek neden olarak, şahsın vatandaşı olması sebebiyle reddeden Taraf, meseleyi kovuşturmanın yapılabilmesi amacıyla yetkili makamlarına tevdi etmelidir.

Devletler arası istişare, adli yardımlaşma ve iade taleplerinin gönderilmesi ve kabulünden sorumlu makamların OECD Genel Sekreterliğine bildirilmesi sözleşmenin 11. maddesinde öngörülmüştür.

Sözleşmenin 12. maddesinde bu sözleşmenin etkin biçimde uygulanması için düzenli bir takip programının oluşturulması düşünülmüştür. Şu anda bu görev “OECD Uluslararası Ticarî İşlemlerde Rüşvetle Mücadele  Çalışma Grubu” tarafından yürütülmektedir.

Sözleşmenin 13 -17 maddeleri imza ve katılım, onay ve onay belgelerinin tevdii, yürürlüğe girme, değişiklik ve çekilme hükümlerini ihtiva etmektedir.
1-Agreed Common Elements of Criminal Legislation and Related Action annexed to the 1997 OECD Recommendation, paragraph 5. 
2-OECD, Commentaries on the Convention on Combatting Bribery of Foreign Public Officials in International Business Transactions, Commentary 24. 
 
UHDİGM Resmi Web Sitesi © 2014 Tüm Hakları Saklıdır.
Webmaster: Selin KILIÇ
Bu Sitede Yayınlanan Tüm İçerikler, İzinsiz Kaynak Gösterilemez ve Yayınlanamaz.